aşure günü

  1. 1
    Aşure ya da diğer ismiyle aşura, Hicri Takvime göre Muharrem ayının 10. gününe denk gelen bir kutsal gün olarak atfedilmektedir.
    Aşure'nin anlamına bakıldığında Türk Dil Kurumu bunu şu şekilde ifade etmektedir: buğday, nohut, fasulye gibi kuru baklagillerin, kayısı, incir, fıstık vb. gibi kuru meyvelerle birleştiği özünde şeker ile kaynatılarak yapılan bir tatlı.
    Aşure aynı zamanda sosyolojik olarak farklı kültürlerin ve toplulukların bir arada uyumlu yaşamasına ve birlikteliğine de işaret etmektedir.
    Aşurenin ilk ortaya çıkışı ile ilgili olarak toplum arasında yaygın olan inanç şu şekilde ifade edilmektedir: Nuh peygamber Allah tarafından aldığı vahiylerle büyük tufandan önce bir gemi inşa ederek içine kendisine inananlar ile dünyadaki canlılardan bir dişi bir erkek bulunan çiftleri gemisine koyar. Gemi günlerce sel suları tarafından sürüklenmiş ve rivayete göre Ağrı Dağı eteklerinde karaya oturmuştur. Gemideki insanlar da bunu kutlamak üzere özel bir yemek hazırlarlar. Ancak gemideki malzeme sayısı oldukça az olduğu için elindeki malzemelerle şekerli bir çorba yaparak kutlamalarını gerçekleştirirler. Bu olayı takiben bunu kutlamak için her yıl bu çorba, yani aşure yapılması bir gelenek haline gelmiştir.
    Tarihsel gelişimi içerisinde gerçekleşen birçok önemli olayların aşure gününde meydana geldiğine inanılmaktadır. Bunlara örnek verilecek olunursa:
    - Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yasak meyveyi yiyerek cennetten kovulmaları üzerine, Allah'a tövbe ettikleri ve tövbelerinin bunun kabul olduğu varsayılmaktadır;
    - Hz. Musa'nın asasını Kızıldeniz'e vurarak denize ikiye ayırması ve kavmini firavunun zulmünden kurtarmasının yine aynı günde olduğunun belirtilmesi;
    - Yunus Peygamber'in yutulduğu balığın karnından aşure gününde kurtulduğuna inanılması;
    - Hz. Yakup'un oğlu Yusuf peygambere aşure gününde yeniden kavuşması ve yıllardır görmeyen gözlerinin bu buluşma üzerine bu günde açıldığının rivayet edilmesi.
    Tarihsel süreç açısından gerçekleştiğine aşure gününde gerçekleştiğini bildiğimiz en temel olay Kerbela Savaşı'dır. 680 yılının Muharrem ayının 10. gününde gerçekleşen bu savaşta Hz. Muhammed'in torunu olan Hz. Hüseyin, Emevi halifesi Yezid'in ordusu tarafından şehit edilmiştir. Bu olay Alevi inancına mensup kişiler için önem arz etmektedir. Bu ay boyunca Aleviler 12 gün boyunca oruç tutmakta, eğlence düzenlememekte, matem tutmakta, kesici aletlere dokunmamakta, kurban kesmemekte, sakal tıraşı olmamakta ve et yememektedirler. 12 gün bıyunca tuttukları oruçlarını 12 malzeme ile yaptıkları aşureyi yiyerek ve dağıtarak tamamlamaktadırlar.
    Gelelim geçmişi bu kadar eskiye dayanan aşurenin yapılışına...
    Geleneksel olarak aşurenin ana malzemesini bir gece öncesinden ıslatılan ve daha sonra haşlanmış buğday oluşturmaktadır. İçerisine sırasıyla haşlanmış nohut, fasulye gibi baklagiller eklenilir. Bunları kuru kayısı, incir, dut kurusu, üzüm gibi kuru meyveler takip eder. İçerisine su ve şeker koyarak kaynatılarak kıvam alması sağlanılır. bu süreçte mevsimine göre portakal kabuğu, elma vb. gibi meyveler de içerisine eklenilir. Geleneksel Osmanlı aşuresinin olmazsa olmazı kokusudur. Tercihe göre bol gül suyu ve karanfil ekleyerek aşurenin mis gibi kokmasını sağlayabilirsiniz. Aşure tatlısı kapatılmaya yakın zamanda sulandırılmış 1 kaşık nişasta ile bağlanır ve kaselere konulur. Ilımaya bırakılır. Bu süreçte üzeri tarçın, kuş üzümü, çam fıstığı, badem, ceviz, nar vb. gibi materyallerle süslenir.
    Bunu yazarken bile şu an gözümün önünden mis gibi kokan aşure kaseleri geçti, sanırım okuyanlar da aynı hisse kapılacaktır.
    Yapanlara ve yapacak olanlara şimdiden afiyet olsun, Allah kabul eylesin...
    #1898 hatshepsut | 2 ay önce